Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: FATMA KAZDAL
Danışman: Abdürrahim Koçyiğit
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:
Fitokimyasal
bileşikler genelde antioksidan özelliğe sahip olmakla birlikte, serbest demir ve
bakır varlığında Fenton reaksiyonu gereği pro-oksidan etki gösterdiklerinden
kanser tedavisinde kullanılmaktadır. Bununla birlikte, fitokimyasalların
biyoyararlanımlarının düşük olması, terapötik dozlarının yüksek olması ve selektivitelerinin
istenilen düzeyde olmaması kanser tedavisinde kullanımlarını zorlaştırdığından,
biyoyarlanımlarını artırıcı, daha düşük dozlarda etkinliğini artırmaya ve
hedefe yönelik fitokimyasal tedavi yöntemleri geliştirmeye yönelik çalışmalar
önem kazanmıştır. Son yıllarda yapılan çalışmalar ile, metalik serbest bakır
(Cu) ve demir (Fe) varlığında antioksidan fitokimyasalların, Fenton reaksiyonu
olarak bilinen redoks reaksiyonu gereği pro-oksidan etki gösterdikleri,
dolayısı ile kanser hücrelerini DNA hasarı yolu ile öldürme potansiyeline sahip
oldukları gösterilmiştir. Özellikle Cu’ın, kanser hücrelerinde normal hücrelere
göre daha yüksek konsantrasyonlarda olması, fitokimyasalların kanser hücreleri
üzerinde selektivitesini de artırmaktadır. Dolayısı ile hedeflenen fitokimyasal
bileşiklerin Cu ile birlikte nano teknolojik yöntemlerle hedef dokuya
taşınmasıyla, hem fitokimyasal bileşiğin pro-oksidan etkinliğinin artırılması
hem de sağlam dokulara zarar vermeden sadece kanser dokusunda etkili olmasının
sağlanması düşünülmüştür. Amacımız, yeşil kimya yöntemi ile oluşturulan Cu nano-partiküllerini yeşil çayda fazla miktarda
bulunan ve önemli bir antioksidan fitokimyasal olan epigallokateşin ile
birlikte nano-taşyıcılara yükleyerek epigallokateşinin (EGC) hedef kanser
dokusuna taşınması ve anti-tümor etkinliğinin artırılmasıdır. Biyo-sentezlenmiş
Cu nano-konjugatlar uzun süre oldukça kararlı ve in vitro ve in vivo
sistemlerde biyouyumlu olduğu bulunmuştur.
Anti-oksidan fitokimyasal olarak EGC kullanılırken, Cu, yeşil kimya yöntemi
ile metalik nano- partiküllere dönüştürülmüş ve her ikisi de poli (laktik-ko-glikolik
asit) (PLGA) nano misellerinin içine yüklenmiştir. Bunun için, öncelikler
in vitro ortamda, yeşil kimya ile
üretilen nano-Cu ile EGC PLGA nano-partikülünün farklı konsantrasyonlarının
meme kanser hücreleri (4T-1) üzerine genotoksik, apoptotik ve sitotoksik
etkileri analiz edilecek ve sağlam meme hücreleri ile
karşılaştırılaştırılmıştır. EGC ‘nin IC50'si DMSO ve PLGA-EGC-Cu’da 72 saat
içerisinde sırasıyla 2,89 mg ± 1,8757; 7,37 mg ± 12,129 iken, serbest nano Cu
IC50'si 4,70 mg ± 0,3596 olarak bulunmuştur. PLGA’daki epigallokateşin, DMSO'daki
epigallokateşine kıyasla hücrelerin % 50'sinde ölüme neden olabilmesi için daha
yüksek bir konsantrasyona ihtiyaç duymuştur. Aynı zamanda PLGA-EGC-bakır
formülasyonunun 24 saat içerisinde 4T-1 hücrelerini öldürdüğü, canlı hücrelerin
48 ve 72 saat içerisinde proliferasyona uğradığını göstermektedir. In vitro ortamda etkin doz tespit
edilmiş, sonrasında aynı kompleks in vivo
ortamda deney hayvanlarına verilerek anti-tümör etkinliği araştırılmıştır. 4T-1
tümörlü nude farelerde, serbest EGC ve serbest nano Cu göre PLGA-EGC-bakır
kombine tedavi ile en iyi sonuçları vermiştir.
Tümör hacmi, tedavi edilmeyen grup, nano Cu, PLGA-EGC-Cu ve PLGA-EGC tedavi grupları ile karşılaştırıldığında yaklaşık 15
kat, 3,5 kat ve 2.86 kat azalmıştır. PLGA nano taşıyıcısı FITC işaretli olacağından,
farelere uygulanan nanopartikülerin tümörde tutulumu IVIS görüntüleme cihazı ile takip
edilebilmiştir. Böylece, hem fitokimyasalın pro-oksidan etkisi artırılarak
tümör hücreleri üzerine daha düşük dozlarda etkili olması, hem de kanser dokusuna
yoğunlaştığından sağlam hücrelere zarar vermesi önlenmiştir.