GLYCYRRHİZA GLABRA L. EKSTRELERİNİN SH-SY5Y NÖROBLASTOMA HÜCRE HATTINA KARŞI SİTOTOKSİK VE ANTİOKSİDAN ETKİLERİNİN İNCELENMESİ VE KİMYASAL İÇERİKLERİNİN ANALİZİ


Yılmaz S., Atasoy S., Göç F., Erol E., Topçu G.

Ayasofya Lisansüstü Öğrenci Kongresi, İstanbul, Türkiye, 20 - 21 Mayıs 2025, ss.1-2, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: İstanbul
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.1-2
  • Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Glycyrrhiza glabra L. geleneksel tıpta yaygın olarak kullanılan ve antiinflamatuvar, antioksidan, antiviral ve antikanserojenik özellikler gösterdiği bilinen çeşitli biyoaktif bileşenler içeren değerli bir tıbbi bitkidir (Wang et al., 2020). Nöroblastoma, çocukluk çağında en sık karşılaşılan ekstrakraniyal solid tümörlerden biri olup, mevcut tedavi protokollerine karşı direnç geliştirme eğilimi göstermesi nedeni ile (Park et al., 2010), yeni terapötik ajanlara olan ihtiyaç artmaktadır. Bu bağlamda, çalışmanın amacı Glycyrrhiza glabra köklerinden farklı çözücüler kullanılarak elde edilen ekstrelerin SH-SY5Y nöroblastoma hücre hattı üzerindeki sitotoksik ve antioksidan etkilerini değerlendirmektir.

Çalışmada, Glycyrrhiza glabra köklerinden sırasıyla hekzan (GGR-HEX: G. glabra hekzan ekstresi), diklorometan (GGR-DCM: G. glabra diklorometan ekstresi), metanol (GGR-ME: G. glabra metanol ekstresi) ve metanol-su (1:1) (GGR-(1:1): G. glabra metanol-su ekstresi) kullanılarak dört farklı bitki ekstresi hazırlanmıştır. Ekstrelerin kimyasal profilleri, GGR-HEX ekstresine uygulanan Gaz Kromatografisi-Kütle Spektrometrisi (GC-MS) ile GGR-ME, GGR-DCM, GGR-(1:1) ekstrelerine uygulanan Sıvı Kromatografisi-Yüksek Çözünürlüklü Kütle Spektrometrisi (LC-HRMS) analizleri ile araştırılmıştır. GC-MS analizinde uçucu ve yarı uçucu bileşikler karakterize edilmiştir. LC-HRMS analizi sonucu, luteolin-7-rutinosid, kafeik asit, rutin, glisirizik asit, acacetin, apigenin-7-glukozit, verbaskozid, rozmarinik asit, izosakuranetin, krisin,  kuersetin, kvilayik asit ve naringenin gibi terapötik potansiyele sahip çeşitli fenolik ve flavonoid bileşikler tespit edilmiştir. Özellikle glisirizik asidin G. glabra metanol-su (1:1) ekstresinde yüksek oranda bulunduğu belirlenmiştir (776.806 mg/L ekstre).

Antioksidan aktiviteleri 2,2'-azinobis(3-etilbenzotiazolin-6-sülfonik asit) (ABTS) katyon radikali giderimi, 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH) serbest radikal giderimi, Cu²⁺ indirgeme kapasitesi (CUPRAC) ve metal şelatlama testleri ile değerlendirilmiştir. Antioksidan analizler sonucunda en düşük ABTS IC50 değeri diklorometan ekstresinde (3.61μg/mL) ile elde edilirken, DPPH serbest radikal giderim testinde en etkin ekstre metanol ekstresinde (IC50: 5.69 μg/mL) olarak belirlenmiştir. CUPRAC testinde diklorometan ekstresi (20.33 μg/mL) en yüksek indirgeme kapasitesine sahipken, metal şelatlama aktivitesi açısından da en etkili ekstre olmuştur (IC50: 10.51 μg/mL).Ekstrelerin SH-SY5Y nöroblastoma hücre hattı üzerindeki sitotoksik etkileri, metil tiyazol tetrazolyum (MTT) testi ile değerlendirilmiştir. Tüm ekstreler hücre canlılığı üzerinde doza bağımlı bir azalma göstermiştir. GGR-ME ekstresi, 1.56 μg/mL konsantrasyonda hücre canlılığını %65’e düşürerek belirgin bir sitotoksik aktivite göstermiştir. GGR-DCM ekstresi, orta düzeyde sitotoksisite sergileyerek hücre canlılığını %76–95 aralığında değiştirmiştir. GGR-HEX ve GGR-(1:1) ekstreleri ise daha düşük sitotoksisite profiline sahip olup, 50 μg/mL konsantrasyonunda sırasıyla %87 oranında hücre canlılığı gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, Glycyrrhiza glabra köklerinden elde edilen ekstrelerin, içerdiği fenolik bileşikler, flavonoidler ve triterpenler aracılığıyla güçlü antioksidan ve sitotoksik etkiler sergilediği belirlenmiştir. Özellikle GGR-ME ve GGR-DCM ekstreleri, SH-SY5Y nöroblastoma hücre hattı üzerinde anlamlı düzeyde sitotoksik aktivite göstermiş olup, potansiyel antikanser ajanlar olarak değerlendirilebilir. Bu bulgular, Glycyrrhiza glabra’nın nöroblastoma tedavisinde tamamlayıcı veya alternatif terapötik bir ajan olma potansiyeline işaret etmektedir. Bununla birlikte, bu etkilerin moleküler düzeydeki mekanizmalarının daha kapsamlı çalışmalarla araştırılması gerekmektedir.