Hatiboğlu M. A. (Yürütücü), Khan I., Elbasan E. B., Karaçam B., Akdur K.
Yükseköğretim Kurumları Destekli Proje, BAP Araştırma Projesi, 2020 - 2022
|
Santral sinir sistem
lenfomasının (SSSL), intrakranyal tümörler içinde %4 lük payı vardır.
Lenfoma, kranyal manyetik rezonans (MR) görüntülemelerinde gliyal tümörler,
sarkoidoz, vaskülitler vb. gibi patolojilerle kolay ayırt edilememektedir ki
bu da uygun tedavi seçiminde zorluklara neden olmaktadır. Bu gibi kesinlik
teşkil etmeyen değerlendirmeler ve akabinde uygulanan tedavi yöntemleri
hastaların etkin tedavi alabilmelerini tehlikeye atmaktadır. SSSL tanısında
doku biyopsisi altın standart yöntem olarak kullanılmaktadır. Bu yöntem
invaziv bir işlem olup önemli oranda morbiditesi ve mortalitesi mevcuttur.
Likid biyopsi tekniği ile insanların vücut sıvılarından alınan örneklerden
yapılan analizler ile, tümörün moleküler yapısı ile ilgili bilgi vererek, tedavi
sürecinde ve tedavi sonrası dönemlerde (örneğin hastalığın nüksü sırasında)
kullanılabilmektedir. Bu teknik, beyin biyopsisiyle karşılaştırıldığında risk
oranı çok daha düşüktür ve sık tekrarlanabilir bir yöntemdir. Likid biyopsi
tekniği tümörün moleküler yapısı hakkında bilgi vererek, hastalığın
tanımlanmasında ve tedavi sürecinde kullanılabilecek, prognostik değer
taşıyan biyo-belirteç olarak tanımlanabilecek genlerin, proteinlerin ya da
moleküler düzeydeki yapıların ortaya çıkmasına katkı sağlayacaktır. Likid
Biyopsi ile santral sinir sistem tümörlü hastaların vücut sıvılarında serbest
bulunan DNA (cf-DNA), mikro RNA (miRNA) ve hücre dışı vezikül olarak
tanımlanan eksozomlar elde edilebilirler. Bu çalışmada SSSL olan hastaların
beyin omurilik sıvısı (BOS) ve serum örneklerinden cf-DNA, miRNA ve eksozomal
miRNA gibi biyobelirteçler elde edilerek analizleri yapılacaktır. |