Gazioğlu I. (Yürütücü), Yüksel Mayda P.
Yükseköğretim Kurumları Destekli Proje, BAP Y.Lisans, 2020 - 2021
Mikrobiyota
gelişiminde, beslenme, fizyolojik ve hastalık durumu, antibiyotik kullanımı,
hijyen koşulları gibi birtakım faktörler rol oynamaktadır. Epidemiyolojik ve
metagenomik çalışmaların gözlemleri sonucunda ve farklı deneysel hayvan
modellerinden elde edilen verilerle birlikte alerjik hastalıklar, kolorektal
kanser, diyabet, obezite gibi yaygın hastalıkların gelişmesini bağırsak
mikrobiyotasının değişimi ile ilişkilendirildiği gösterilmiştir. Lactobacillus veya
Bifidobacterium türleri gibi
probiyotiklerle 4-12 hafta süren tedaviler, bireylerde vücut yağ kitlesinde ve
insülin duyarlılığında olumlu yönde ciddi gelişmeler olduğunu göstermiştir. Çevre dostu olan mikrobiyal biyotransformasyon
reaksiyonları ile yüksek stereospesifiklik ve regioseçicilik gibi fizikokimyasal
özelliklere sahip kimyasal türevler elde etmek mümkündür. Biyotransormasyonda bakteri
ile etkin özellik gösterebilecek Citrus
aurantum’da bulunan ve genelde diyet takviyelerinde kullanılan bir alkaloit
olan p-Sinefrin
kullanılacaktır. Alkaloitlerin biyotransformasyonları ile ilgili
çalışmalara bakıldığında çok fazla bilimsel veriye rastlanmamaktadır.
Literatürde p-sinefrinin
biyotransformasyonu ile ilgili yapılmış olan tek çalışma, 2016 yılında
Silva-Pereira ve arkadaşlarının gerçekleştirdiği çalışmadır. Ancak bu çalışma, in vitro mikrobiyal biyotransformasyon
çalışması değildir. p-Sinefrinin
mide-bağırsak mikroflorası tarafından metabolize edilebildiğine ilişkin
yapılmış in vivo bir çalışmadır.
Silva-Pereira’nın çalışmasında, sinefrinin biyotransformasyonu sonucu oluşan
metabolitlerin tayini, perfüzyonlu karaciğerden izole edilerek yapılmıştır. p-Sinefrin
alkaloitinin in vitro mikrobiyal
biyotransformasyonu Lactobacillus acidophilus kullanılarak ilk kez bu çalışma ile gerçekleştirilecektir. Bu proje
önerisi ile, sinefrin alkaloitinin
biyotransformasyonuyla, moleküllere yeni
biyolojik aktiviteler kazandırılabilmesinin yanı sıra, yeni bileşiklerin oluşmasına, tek bir
maddeden yola çıkarak yeni
metabolitlerin ( HPLC ve LC-MS/MS gibi metotlar desteği ile) elde edilmesine
ve elde edilen bu metabolitlerin anti-diyabetik aktivitelerinin
değerlendirilmesine olanak sağlanacaktır